Uzmandan Uyarı: Çocukları Suça İten En Büyük Risk Aile İçi Etkenler

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nden (OMÜ) Prof. Dr. Yeliz Kındap Tepe, Uluslararası araştırmalar, iyi yapılandırılmış rehabilitasyon programlarının suçu tekrar etme oranını yaklaşık yüzde 20-40 oranında azaltabildiğini ortaya koymaktadır. Ancak bu programların etkili olabilmesi için bireysel ihtiyaçlara uygun şekilde planlanması, aileyi de sürece dahil etmesi ve uzun vadeli destek içermesi büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle çocuk adalet sisteminde giderek daha fazla kabul gören yaklaşım, ‘ceza’ yerine ‘rehabilitasyon ve yeniden topluma kazandırma’ anlayışıdır dedi.

Uzmandan Uyarı: Çocukları Suça İten En Büyük Risk Aile İçi Etkenler
A+
A-

Uzmandan Uyarı: Çocukları Suça İten En Büyük Risk Aile İçi Etkenler

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Gelişim Psikolojisi Anabilim Dalı Uzmanı Prof. Dr. Yeliz Kındap Tepe, çocukları suça sürükleyen risk faktörleri, erken yaşta madde kullanımının etkileri ve rehabilitasyonun önemi hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Çocuk ve ergenlerin suça yönelmesinde aile içi etkenlerin en güçlü risk faktörlerinden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Tepe, araştırmaların çocuk ve ergenlerde suça yönelimin tek bir nedene bağlı olmadığını, biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin birlikte etkili olduğunu gösterdiğini söyledi. Gelişim psikolojisinde bu durumun Bronfenbrenner’in biyoekolojik modeli ile açıklandığını ifade eden Tepe, ebeveyn denetiminin düşük olduğu çocuklarda suç davranışlarının 2-3 kat daha fazla görülebildiğini, ihmal, istismar, sert veya tutarsız ebeveynlik uygulamaları ile aile içi şiddetin de en önemli risk faktörleri arasında yer aldığını kaydetti.

Prof. Dr. Tepe, ergenlik döneminde suça karışan akran gruplarıyla kurulan ilişkilerin de önemli olduğunu belirterek, riskli davranışlara yönelme eğiliminin bu dönemde arttığını söyledi. Yoksulluk, mahalle dezavantajı ve eğitim fırsatlarının sınırlı olmasının da riski artırdığını ancak yoksulluğun tek başına suç davranışına neden olmadığını vurgulayan Tepe, erken çocukluk dönemindeki dürtüsellik, düşük öz denetim ve davranış problemlerinin ilerleyen yaşlarda suç davranışı olasılığını yükselttiğini ifade etti. Tepe, 10-11 yaş döneminde beynin dürtü kontrolü ve karar verme süreçlerinden sorumlu bölgelerinin henüz tam gelişmediğini, bu nedenle çocukların riskleri yetişkinler kadar sağlıklı değerlendiremediğini söyledi.

Erken yaşta madde kullanımının ciddi sonuçlar doğurabileceğini dile getiren Prof. Dr. Tepe, nörogelişim araştırmalarının madde kullanımının öğrenme, dikkat ve bellek süreçlerini olumsuz etkileyebildiğini ortaya koyduğunu belirtti. Madde kullanımına erken yaşta başlayan bireylerde bağımlılık riskinin daha yüksek olduğunu ifade eden Tepe, bu durumun okuldan uzaklaşma, suç davranışı ve riskli akran gruplarıyla ilişki gibi diğer risk davranışlarıyla birlikte görülme olasılığını artırdığını söyledi.

Prof. Dr. Tepe, araştırmaların suça sürüklenen çocuklara yönelik rehabilitasyon programlarının cezalandırıcı yaklaşımlara göre daha etkili olduğunu gösterdiğini belirterek, aile temelli müdahaleler, çok boyutlu aile terapileri ve ebeveyn eğitim programlarının yeniden suça yönelme riskini önemli ölçüde azalttığını ifade etti. Bilişsel davranışçı terapi programlarının öfke kontrolü, problem çözme becerileri ve empati gelişimine katkı sağladığını söyleyen Tepe, okula yeniden entegrasyon, mesleki eğitim ve sosyal destek programlarının da koruyucu rol üstlendiğini kaydetti.

Uluslararası araştırmalara göre iyi yapılandırılmış rehabilitasyon programlarının suçu tekrar etme oranını yaklaşık yüzde 20 ila 40 arasında azaltabildiğini belirten Prof. Dr. Tepe, bu programların bireysel ihtiyaçlara uygun planlanması, aileyi sürece dahil etmesi ve uzun vadeli destek sağlamasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Tepe, çocuk adalet sisteminde giderek daha fazla kabul gören yaklaşımın ceza yerine rehabilitasyon ve yeniden topluma kazandırma anlayışı olduğunu vurguladı.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.