Onun dünyasında eğitim, bir köpeğin kaç komut bildiğinden çok daha fazlasını ifade ediyor. Asıl mesele, insan ile köpek arasındaki iletişimde görünmeyen ayrıntıları fark edebilmek.
Köpeklerle aynı evi paylaşmak, onları tanımak anlamına gelmeyebiliyor. Bazen saatlerce birlikte yaşanan bir hayvanın neden havladığı, neden kapının önünde beklediği ya da sahibinin yanından neden ayrılmadığı tam olarak anlaşılamıyor. Sait Emre Güneş ise yıllardır üzerinde çalıştığı köpek davranışları alanında bu soruların peşinden gidiyor.
Güneş’in yaklaşımında dikkat çeken nokta, davranışı yalnızca sonuç üzerinden değerlendirmemesi. Ona göre köpeğin ortaya koyduğu her tepkinin arkasında araştırılması gereken bir neden bulunuyor.
Bu nedenle çalışmalarında “itaat” kavramından çok iletişim üzerinde duruyor. Köpeğin ne yaptığı kadar, o davranışın hangi koşullarda ortaya çıktığını anlamaya çalışıyor.
Bir köpek havlıyor.
Bir diğeri yabancı birini gördüğünde geri çekiliyor.
Bir başkası ise sahibi odadan çıktığında huzursuzlanıyor.
Günlük hayatta bunların tamamı farklı şekillerde yorumlanabiliyor. Güneş ise davranışların arkasındaki tabloya odaklanıyor.
Beden dili, çevresel uyaranlar, günlük yaşam düzeni ve insanlarla kurulan ilişki, değerlendirmelerinde birlikte ele alınıyor.
Bu yaklaşımın temelinde köpeği yalnızca komutları yerine getiren bir canlı olarak görmemek bulunuyor.
Güneş, köpeğin yaşadığı deneyimlerin ve çevresindeki insanların davranışlarının da dikkate alınması gerektiğini belirtiyor.
Klasik köpek eğitiminde çoğu zaman hedef bellidir: İstenmeyen davranış ortadan kalkacak, istenen davranış ise tekrar edilecektir.
Sait Emre Güneş’in yaklaşımında ise denklem biraz daha farklı kuruluyor.
“Bu davranışı nasıl durdururuz?” sorusunun önüne “Bu davranış neden ortaya çıkıyor?” sorusu geçiyor.
Bu bakış açısı özellikle ev içerisinde yaşanan davranış sorunlarında kendisini gösteriyor.
Güneş, köpeğin yaşadığı ortamın değerlendirilmesini ve aile bireylerinin de sürecin parçası olmasını önemsiyor.
“Köpek eğitilmez, aile eğitilir” sözü de bu anlayışın en çok bilinen ifadelerinden biri olarak öne çıkıyor.

Güneş’in yönteminde köpeği kendi yaşam alanından tamamen uzaklaştırmak yerine, davranışın ortaya çıktığı ortamı incelemek önemli bir yer tutuyor.
Çünkü köpek için gerçek hayat, eğitim merkezindeki birkaç saatten çok daha fazlası.
Kapının açılması, misafir gelmesi, evde yalnız kalmak, sahibinin dışarı çıkması veya başka bir hayvanla karşılaşmak gibi gündelik olaylar davranışları değiştirebiliyor.
Bu nedenle Güneş, köpeğin günlük hayatındaki koşulların görülmesinin eğitim sürecine önemli bilgiler sağlayabileceğini ifade ediyor.
Sait Emre Güneş’in çalışmalarını farklılaştırdığını belirttiği alanlardan biri de psikoloji.
Bilişsel davranışçı terapi, kabul ve kararlılık terapisi, duygu odaklı terapi ve aile danışmanlığı gibi alanlarda eğitimler aldığını belirten Güneş, insan psikolojisinden edindiği bilgileri köpeklerle iletişim çalışmalarında kullanıyor.
Bu yaklaşımda aile bireylerinin davranışları da mercek altına alınıyor.
Çünkü insanın köpeğe verdiği tepki, köpeğin bir sonraki davranışını etkileyebiliyor. Böylece insan ve köpek arasındaki iletişim tek yönlü değil, karşılıklı bir süreç olarak değerlendiriliyor.
Güneş’in kendi çalışmaları içerisinde önemli bir yere koyduğu Türk Davranış Bilimi Protokolü, TDBP, köpek davranışlarının farklı başlıklarla birlikte değerlendirilmesini amaçlıyor.
Köpeğin beden dili, stres düzeyi, çevresi, öğrenme süreci ve insanlarla kurduğu ilişki bu yaklaşımın öne çıkan unsurları arasında bulunuyor.
Güneş özellikle stresli bir köpeğin çevresine verdiği tepkilerin değişebileceğini vurguluyor. Bu nedenle davranış üzerinde çalışırken köpeğin içinde bulunduğu koşulların da göz önünde bulundurulması gerektiğini savunuyor.
Sait Emre Güneş’in hikâyesinin bir başka ayağı ise sosyal medya.
Köpeklerle gerçekleştirdiği seanslardan görüntüler paylaşan Güneş, hayvanların beden dilini ve davranışlarını takipçilerine anlatıyor.
Kimi zaman birkaç saniyelik bir hareket üzerinden köpeğin yaşadığı durumu yorumluyor. Bu anlatım tarzı, özellikle hayvan sahiplerinin ilgisini çekiyor.
Güneş’in sosyal medya içerikleri yalnızca eğitim arayan kişilere değil, köpek davranışlarını merak eden geniş bir izleyici grubuna da ulaşıyor.
Takipçileri tarafından kendisine zaman zaman “Türkiye’nin Cesar Millan’ı” benzetmesi yapılması da bu dijital görünürlüğün dikkat çeken sonuçlarından biri.
Güneş’in çalışmalarından yararlananlar arasında kamuoyunun tanıdığı isimlerin de bulunduğu ifade ediliyor.
Cem Hakko, Nilperi Şahinkaya, Evrim Akın, İzzet Çapa ve Berkay Tulumbacı’nın köpekleriyle ilgili süreçlerde Sait Emre Güneş’ten destek aldığı belirtiliyor.
Bu isimlerin yanı sıra farklı ülkelerde yaşayan köpek sahipleriyle de çevrim içi çalışmalar gerçekleştirdiğini belirten Güneş, dijital eğitim modelini uluslararası ölçekte geliştirmeyi hedefliyor.
Almanya, Azerbaycan ve Amerika gibi ülkelerde yaşayan köpek sahiplerine online eğitim sunduğunu belirten Güneş, çalışmalarının farklı coğrafyalara ulaşmasını hedefliyor.
Ancak Güneş’in geleceğe ilişkin planı yalnızca online eğitimlerle sınırlı değil.
Türk Davranış Bilimi Protokolü’nü akademik bir müfredat haline getirme hedefini dile getiren Güneş, Anadolu’nun köklü hayvan kültürü ile modern davranış bilimlerini aynı çerçevede buluşturmayı amaçlıyor.
25 yılı aşkın deneyimle şekillendiğini belirttiği bu yolculukta Güneş’in üzerinde durduğu temel konu ise değişmiyor:
Köpeklerin davranışlarını susturmak yerine onları anlamaya çalışmak.
Onun dünyasında eğitim, bir köpeğin kaç komut bildiğinden çok daha fazlasını ifade ediyor. Asıl mesele, insan ile köpek arasındaki iletişimde görünmeyen ayrıntıları fark edebilmek.