“Diş kaybı gerçekleştikten sonra yerine koymaya çalışmak elbette mümkündür; ancak temel hedefimiz, bireyin kendi doğal dişlerini mümkün olduğunca ömür boyu koruyabilmesidir. Bunun yolu da düzenli kontroller, iyi ağız hijyeni ve gerekli görüldüğünde profesyonel diş taşı temizliği gibi koruyucu uygulamaların ihmal edilmemesinden geçmektedir.”
Yenilikçi Diş Hekimleri Derneği Başkanı Diş Hekimi Emir Paşaoğulları, toplumda ağız ve diş sağlığı konusunda farkındalığın artırılması gerektiğini belirterek, düzenli diş taşı temizliğinin ihmal edilmesinin diş eti hastalıklarının ilerlemesine ve buna bağlı diş kayıplarına zemin hazırlayan önemli etkenlerden biri olduğunu söyledi.
Diş kayıplarının yalnızca çürüklerden kaynaklanmadığını ifade eden Paşaoğulları, yetişkin bireylerde diş eti hastalıklarının da önemli bir risk faktörü olduğunu belirtti.
Paşaoğulları, “Toplumda birçok kişi diş taşı oluşumunu yalnızca estetik bir sorun olarak görüyor. Oysa diş taşı, ağız hijyeninin sağlanmasını zorlaştırabilir ve diş eti hastalıklarının ilerlemesine katkıda bulunabilir. Düzenli diş hekimi kontrolleri ve gerekli görüldüğünde yapılan profesyonel diş taşı temizliği, koruyucu ağız sağlığı uygulamalarının önemli bir parçasıdır.” dedi.
Diş eti hastalıklarının çoğu zaman erken dönemde belirgin ağrı oluşturmadığına dikkat çeken Paşaoğulları, bu nedenle birçok kişinin tedavi ihtiyacını fark etmeden hastalığın ilerleyebildiğini söyledi.
“Diş eti kanaması, ağız kokusu, diş etlerinde çekilme ve dişlerde sallanma gibi belirtiler göz ardı edilmemelidir. Erken dönemde yapılacak muayene ve uygun tedavi planlaması, ağız sağlığının korunmasına önemli katkı sağlayabilir.”

Diş taşı temizliğinin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Paşaoğulları, günlük ağız bakım alışkanlıklarının da aynı derecede önemli olduğunu belirtti.
“Doğru diş fırçalama, diş ipi veya ara yüz temizliği, dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleri birlikte değerlendirildiğinde ağız ve diş sağlığının korunması açısından çok daha etkili sonuçlar elde edilebilir.”
Toplumda koruyucu diş hekimliği bilincinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Paşaoğulları, tedavi odaklı yaklaşımdan önce koruyucu uygulamaların yaygınlaştırılmasının hem bireylerin yaşam kalitesine hem de sağlık sistemine katkı sağlayacağını söyledi.
“Diş kaybı gerçekleştikten sonra yerine koymaya çalışmak elbette mümkündür; ancak temel hedefimiz, bireyin kendi doğal dişlerini mümkün olduğunca ömür boyu koruyabilmesidir. Bunun yolu da düzenli kontroller, iyi ağız hijyeni ve gerekli görüldüğünde profesyonel diş taşı temizliği gibi koruyucu uygulamaların ihmal edilmemesinden geçmektedir.”
Paşaoğulları, ağız ve diş sağlığının genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek, toplumun koruyucu diş hekimliği konusunda bilinçlendirilmesinin gelecekte diş kayıplarının azaltılmasına önemli katkı sağlayabileceğini sözlerine ekledi.