Kasık fıtığı, çoğu hastanın “bir süre idare ederim” düşüncesiyle ertelediği ancak zamanı geldiğinde kendini sert biçimde hatırlatan bir hastalıktır. Oysa bu tablo, vücudun verdiği açık bir uyarıdır. Karın duvarında oluşan zayıflık, kendiliğinden kapanmaz; aksine giderek büyür.
Kasık bölgesi, insan vücudunda en çok basınca maruz kalan alanlardan biridir. Günlük hayatta farkında olmadan yapılan her zorlanma, bu bölgedeki yükü artırır. Eğer dokular yeterince güçlü değilse, karın içi yapılar dışa doğru ilerlemeye başlar. İşte kasık fıtığı bu sürecin sonucudur.
İlk işaret çoğu zaman ayakta dururken fark edilen bir şişliktir. Yatıldığında kaybolur, gün içinde tekrar ortaya çıkar. Zamanla bu tabloya ağrı, yanma ve rahatsızlık hissi eşlik eder. Özellikle uzun süre ayakta kalan veya fiziksel efor harcayan kişilerde şikâyetler belirginleşir.
Asıl tehlike, fıtığın sıkışmasıdır. Bu durumda ani ve şiddetli ağrı ortaya çıkar ve acil cerrahi müdahale kaçınılmaz hale gelir.

Kasık fıtığı, ilaçla tedavi edilebilen bir hastalık değildir. Kullanılan korseler geçici rahatlama sağlayabilir ancak sorunu ortadan kaldırmaz. Kalıcı çözüm, zayıf olan bölgenin cerrahi olarak güçlendirilmesidir.
Günümüzde kasık fıtığı ameliyatlarında laparoskopik teknikler ön plandadır. TEP ve TAPP yöntemleri sayesinde büyük kesiler olmadan fıtık onarımı yapılır. Her iki teknikte de amaç, zayıf alanı özel bir yama ile destekleyerek fıtığın tekrarlama riskini en aza indirmektir.
TEP yöntemi karın boşluğuna girilmeden uygulanırken, TAPP yöntemi daha geniş görüş alanı sunar ve özellikle iki taraflı fıtıklarda avantaj sağlar.
Kapalı fıtık ameliyatı sonrası hastalar kısa sürede ayağa kalkar. Çoğu hasta aynı gün ya da ertesi gün taburcu edilir. Günlük yaşama dönüş hızlıdır ve uzun süreli istirahat gerekmez. Doğru teknikle yapılan bir ameliyat, hastanın yaşam kalitesini belirgin şekilde artırır.