Günümüz siyasal ve ekonomik düzeninde “tarafsızlık” çoğu zaman erdem değil, konfor alanı olarak görülüyor. İtiraz edenler sistem dışına itiliyor, uyum sağlayanlar ise görünmez bir ödülle ödüllendiriliyor. İşte tam da bu noktada Çağdaş Genç, sessiz kalmayı reddeden bir iş insanı olarak öne çıkıyor.
Tunceli kökenli, Lolan aşiretine mensup bir aileden gelen Genç, girişimciliği sadece sermaye biriktirmek olarak görmüyor; çarpık düzenin içinde ayakta kalmak ve üretmek olarak tanımlıyor. “Ben masa başı teorilerle değil, sahada edindiğim deneyimlerle yol aldım” diyor. Onun için ekonomi, birkaç ayrıcalıklı grubun değil; üreten, çalışan ve risk alan insanların hayatını kolaylaştırmak için var.
İş dünyasında edindiği tecrübeler, Genç’in siyasete yaklaşımını da belirliyor. Siyasetin gerçek hayattan kopmuş olmasını eleştiriyor: “Bugün karar alanların çoğu işçiyle, esnafla, üreticiyle aynı hayatı yaşamıyor. Ben siyaseti bir kariyer değil, toplumsal sorumluluk alanı olarak görüyorum.”

Genç, sessiz kalmamayı bir tercih değil, zorunluluk olarak görüyor. Siyasi duruşu nedeniyle kapılar bazı zamanlarda kapanmış, ihale ve iş fırsatları askıya alınmış olsa da, o “kolay kazanılan para, zor kaybedilen onurun yerini tutmaz” diyor. Ona göre gerçek cesaret, bedelini bilerek sistemin içinde kalıp adaletsizliği ifşa etmektir.
Bağımsızlık onun için sadece bir ideal değil, bilinçli bir karşı duruştur. “Siyasetin parayla şekillendiği, temsilin yatırım aracına dönüştüğü bir düzende, halk değil parayı temsil edenler kazanıyor” diyor. Ticarette de durum benzer: doğru konumlanıldığında toplumu ileri taşıyan bir araç, yanlış konumlandığında ise ahlaki çöküşün tetikleyicisi oluyor.
Çağdaş Genç’in duruşu net: Gücün değil, ilkenin yanında; sessizliğin değil, sorumluluğun tarafında. Onun perspektifine göre gerçek değişim, kapıları dışarıdan yumruklayarak değil; içeride kilitleri kırarak ve çürük noktaları görünür kılarak sağlanır.
“Bugün karşı durmak romantize ediliyor, ama asıl zor olan sistemin içinde kalıp, onun çürük noktalarını ifşa etmek ve dönüştürmeye çalışmaktır” diyen Genç, iş dünyası ve siyasette etik duruşun mümkün olduğunu gösteriyor. Sessizliğin ödüllendirildiği, konuşanın cezalandırıldığı bir dünyada, içerden yükselen itirazın en etkili güç olduğunu söylüyor.